Şiddetten uzak hayatlar için ‘sığınak’ kampanyası

  • 09:02 9 Mayıs 2021
  • Güncel
 
Habibe Eren 
 
İSTANBUL - Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezi Kurultayı’nın başlattığı sığınak kampanyasına dair konuşan kurultay bileşenlerinden Kadın Zamanı Derneği üyeleri Dilek Başalan ve Elif İşcan Kocamış,  İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının sığınakları ve burada kalan kadınları etkileyeceğini belirterek, kampanya boyunca yerel belediyelere baskı yapacaklarını söyledi. 
 
Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezi Kurultayı “sığınak” kampanyası başlattı. Kurultay bileşenleri kampanyayı, “ Ana sözümüzü sığınaksız bir dünya" olarak kuruyor, kadınların şiddetsiz ve özgür bir dünya kurabilmeleri için mücadele etmeye devam ediyor, sığınak hakkımızın karşılanmasını talep ediyoruz” sözleriyle duyurdu.
 
Türkiye'de 81 ilde 148 sığınma evi var, söz konusu sığınma evlerinin toplam kapasitesi ise yalnızca 3 bin 482 ile sınırlı. Kurultay bileşenlerinin talepleri arasında  “Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın sığınakların sayısını ve kapasitesini artırması, Belediyelerin sığınakları açması, Bakanlık ve belediyelerin da(ya)nışma merkezleri açması ve açılacak sığınaklarda ve da(ya)nışma merkezlerinde feminist yöntemler uygulanması” var.
 
Pandemi nedeniyle artan şiddete karşı sığınaklara başvuran kadınların geri gönderilmesi ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı sığınakları ve söz konusu yerlerde kalan kadınları daha da etkiledi. Kadın Sığınakları ve Dayanışma Merkezi Kurultayı bileşenlerinden Kadın Zamanı Derneği üyeleri Elif İşçan Kocamış ve Dilek Başalan başlattıkları kampanyaya dair konuştu.
 
‘Kampanya boyunca yerel belediyelere baskı yapılacaktır’
 
Kampanya ile sığınakların durumuna dikkat çekmek,  Bakanlık ve özellikle yerellerde belediyelere sığınak açma ve sığınaklarda nitelikli çalışma yürütme sorumluluklarını hatırlatan Dilek, kadınların nitelikli sosyal desteklere erişebilir hale gelmesinin hedeflendiğini söyledi. Dilek, “Nüfusu yüz binin üzerinde olan tüm belediyeleri sığınak açma yükümlülüğüne sahip iken bu sorumluluğu çeşitli nedenlerle devamlı ertelemektedir. Kampanyamız boyunca kurultay bileşenleri yerel belediyelere baskı yapacaktır. Aslında yapılması gerekeni tekrar tekrar hatırlayacağız.  Her an sistematik şiddete maruz kalan kadınlar ‘sığınak’ kelimesine dair çoğu zaman tepkisel yaklaşabiliyor. Bizler de bu aşamada bu tepkinin nedenlerini ortadan kaldıracak ve sığınakların kadınlar için hem güvenilir hem de yaşanabilir, güçlendiren bir alan olduğunu anlatma ve bunu da kampanya süresi boyunca gerçek yapma çabasında olacağız. Tabii ki kampanya sonrasında da bu çalışmalarımız devam edecektir. Kampanya ile beraber daha örgütlü daha güçlü bir kadın dayanışması ile taleplerimiz de kararımızı ve ısrarımızı anlatacağız” dedi.
 
Neden sığınak kavramı?
 
Hükümetin ve Bakanlığın sığınma evi yerine “Kadın Konukevi” veya “Kadın Sığınma Evi” kavramını kullanmasına değinen Dilek, “Konukevi” anlayışının kadının maruz kaldığı şiddet boyutunu mevcut hassasiyetinden çıkardığını dile getirdi.  Şiddete uğrayan ya da can güvenliği olmayan kadınların konuk pozisyonunda olmadığına dikkat çeken Dilek, “Can güvenliğinin sağlanabileceği ve psikolojik destek alabileceği bir sığınak talep eder. Bizler can güvenliği tehlikesi yaşayan ya da herhangi bir şiddet türüne maruz kalmış kadın için sağlanan desteğin adını sığınak olarak belirtiyoruz” ifadelerini kullandı.
 
 ‘Prosedürlerden dolayı kadınlar sığınak talebinden vazgeçiyor’
 
Pandemi sürecinde kadınların gerekli mekanizmalara başvuramadığı ve ciddi aksaklıklar yaşandığını dile getiren Dilek, sözlerine şöyle devam etti: “İşlemlerin prosedürlere takılarak çok uzaması, şiddete uğrayan kadından darp raporu istenmesi gibi temel sorunlar yaşanıyor. Başvuru için karakola giden kadınlara yanlış ve caydırıcı bilgi verme, anadilinde çeviri yapmama, şikâyet almama gibi görev ihlalleri söz konusu. Bu caydırma politikaları bazen maalesef kadınlarda olumsuz etki gösteriyor. Uzaklaştırma ve sığınma talebinden vazgeçebiliyor. İstanbul Sözleşmesi uygulanırken dahi kadınlar birçok sorun yaşarken geri çekilme durumunda. Bu sorunlar belirttiğimiz şekilde ve daha da zor olacaktır. Bu yüzden ısrarla şikayet ile ilgili makamların bu politikalarından vazgeçmesini ve öncelik olarak kadının güvenliğini ve sağlıklı bir alana yerleştirilmesini sağlamasını temel almasını talep ediyoruz.”
 
'Uygulanan yöntemler feminist bakış açısından uzak'
 
Şu anda kadınların başvurabileceği 148 sığınak bulunduğunu aktaran Dilek, milyonlarca kadının olduğu Türkiye’de sığınakların toplam kapasitesinin ise 3 bin 576 ile sınırlı olduğunu anımsattı. Sığınaklarda kadınları güçlendirici çalışmalar yapılmadığına dikkat çeken Dilek, “Dayanışmanın örüleceği ve kadınlara psikolojik, sosyal destek sağlanması gerekirken günlük rutin bir yaşam sunuyor ve uygulanan yöntemler feminist bakış açısından çok uzak” diye konuştu.  
 
‘Sözleşmeden çekilme yeni sığınakların açılmasını güçleştiriyor’
 
Kadın sığınaklarının şiddete maruz kalan kadınların çocuklarıyla birlikte kalabilecekleri, şiddetten uzak ve bağımsız yaşamlar kurabilmeleri için ihtiyaç duydukları psikolojik, sosyal, hukuki vb. destekleri alabilecekleri ve şiddete maruz kalan kadınlarla dayanışma kurabilecekleri yerler olduğunu belirten Elif,  İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının doğrudan sığınakları ve söz konusu yerlerde kalan kadınları etkileyebileceğini vurguladı. Elif, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmek demek kadına yönelik her türlü şiddetle mücadele alanında geriye düşmek demektir. Bu durumda yeni sığınakların açılması güçleşecektir. İstanbul Sözleşmesi imzacı devletlere, cinsel şiddet mağdurlarına destek hizmeti sunacak kriz merkezleri ya da cinsel şiddet sevk merkezleri oluşturma yükümlülüğü getiriyor. Ülke çapında 7 gün 24 saat esasına göre faaliyet gösteren ücretsiz telefon hatlarının oluşturulması gerektiğini söylüyor. İç hukukta bu hükümlerin tam karşılığını bulunmuyor” dedi.
 
‘Bazı sığınak ve ŞÖNİM’ler cezaevi gibi kullanılıyor’
 
Türkiye’deki kadın sığınma evleri ve ŞÖNİM’lerin İstanbul Sözleşmesi’nin tarif ettiği biçimde çalışmadığını belirten Elif, bu kurumların olması gereken standartların altında olduğunu ve bu alanlardan bazılarının kadınlar için adeta bir cezaevi gibi kullanıldığını söyledi. Elif, “Oysa en basitinden kadınlar o sığınma evlerinde cep telefonlarını kullanabilmeli, sığınaktan çıkıp kendisine iş arayabilmeli ama bunlar yapılmıyor” diye aktardı.
 
‘Sözleşmeden çekilme kararı sığınakları etkileyecek’
 
Sığınakların hangi yaklaşımla yürütüldüğünün kadınların şiddetten uzaklaşma ve güçlenme süreçlerinde belirleyici olduğuna işaret eden Elif, “İstanbul Sözleşmesi aslında tüm sığınaklar için önemli olmakla beraber İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme durumunda bu iş tamamen sığınakları açacak kurumların inisiyatifine bırakılmış olacaktır. Kısacası İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı başta kadınların şiddet konusunda başvurularını etkileyeceği gibi sığınakları da direk etkilemektedir” diye ifade etti.