Özlemleriyle acılarıyla Anneler Günü’nü karşılıyorlar

  • 09:01 7 Mayıs 2021
  • Güncel
Şehriban Aslan – Sema Çağlak
 
DİYARBAKIR - Anneler Günü’nün kendisi için bir anlamı olmadığını dile getiren Helin Şen’in annesi Nazlı Şen, “Diğer yarım gitmiş gibi hissediyorum. Yaşadığımı bilmiyorum sadece nefes aldığımı biliyorum” diyor. Rozerin Çukur’un annesi Fahriye Çukur ise, kızı ile geçirdiği günleri şöyle dile getiriyor: “Ben değil de sanki o benim annemdi. Biz onunla birlikte büyüdük.”
 
Tüm dünyada Mayıs ayının ikinci pazarı Anneler Günü olarak kutlanırken, 1905 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) annesini kaybeden Anna Jarvis'in dünyaya armağanı olan gün, günümüzde manevi anlamını yitirmiş bir kapitalizm tuzağına dönüşmüş durumda.
 
Öte yandan Türkiye ve özelde de bölgede yürütülen savaş politikaları doğrultusunda çocuklarını savaş ortamlarında kaybeden anneler için Anneler Günü anlamını yitiriyor. Çocukları cezaevlerinde olan ya da çocuklarını kaybeden anneler için Anneler Günü, acının ve özlemin günü oluyor. 
 
Özlemini ve acısını yıllardır yaşayan annelerden biri 2016 yılında Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki özyönetim direnişinde katledilen 17 yaşındaki Rozerin Çukur’un annesi Fahriye Çukur,  diğeri ise aynı süreçte Sur’da ekmek almaya giderken katledilen Helin Şen'in annesi Nazlı Şen.
 
‘Hala kabullenemiyorum’
 
Üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen acısını ilk günkü gibi yaşayan Fahriye, kızını kaybettiğinden bu yana Anneler Günü’nün kendisi için anlamını yitirdiğini söylüyor. Fahriye, “Acımın tarifi olamaz. Hala bile kızımın bir yerden geleceği umudunu taşıyorum. Evet, gelemeyeceğini biliyorum ama hala kabullenemiyorum. 6 ay boyunca Rozerin’in cenazesini alamadık. Kızım öldürüldü yetmedi bir de aylarca cenazesini bekledik. Bizlere bunu yaşatmaya kimsenin hakkı yoktu. Çocuklarımızı beton bloklar arasında hapsettiler, birçoğu açlıktan, susuzluktan birçoğu ise yanarak öldürüldü. Hala cenazesini bulamayan aileler var. Kimsesizler mezarlığına defnedilmiş gençler var. Dünyanın hiçbir yerinde bu vicdansızlığa rastlanamaz” diye belirtiyor.
 
‘Ben Rozerin ile büyüdüm’
 
Özlemini çektiği kızını bir an olsun unutmadığını dile getiren Fahriye, Anneler Günü’ne dair Rozerin ile olan anılarını şu sözlerle anlatıyor: “Rozerin’im büyüyünce dünyanın ne kadar güzel olduğunu gördüm. Asla ama asla babasının bana tek kelime etmesine izin vermezdi. Ben değil de sanki o benim annemdi. Bana çok fazla şey öğretti. Aslında biz onunla birlikte büyüdük diyebilirim. Mesela her Anneler Günü’nde teyzelerini ve yengelerini bize çağırırdı. Kuzenleriyle program hazırlayıp Anneler Günü’mü kutlardı. Her yıl harçlığından biriktirdiği parayla bana hediye alırdı. Rozerin her Anneler Günü’nde bize şiir okuyordu o şiir okuyunca ağlıyorduk. Tüm şiirlerinde annelere ve çocuklara yer verirdi. En son okuduğu şiirinde de, ‘anne benim için çok önemli ve çok değerlisin. İyi ki beni doğurdun ve iyi ki annemsin, Anneler Günün kutlu olsun’ cümleleri vardı .”
 
‘Bu nasıl vicdandır’
 
“Evet, Rozerin’i kaybettim ama sadece Rozerin değil, pırlanta gibi birçok evladımızı kaybettik” diyen Fahriye, katledilen her genç için yas tuttuğunu dile getiriyor. Fahriye, “Kendini bilen her çocuk ve her genç benim için bir Rozerin’dir. Sadece ben değil o anneler de şu an evlat hasreti çekiyor ve evladı olmadan Anneler Günü geçiriyor. O anneler ne emek vererek, ne açlık ne yoksulluk görerek çocuklarını büyüttü. İnsan eline yavru kediyi alınca bile kıyamaz dokunmaya ama burada çocuklar, insanlar öldürüldü ve kimse ne yapılıyor bile demedi. Nasıl bu kadar kolay insan öldürülebilir? Bu nasıl vicdandır? Adalet nerede” diye  soruyor. 
 
Fahriye son olarak tüm annelerin Anneler Günü’nü kutladığını, barış istediğini belirterek, ölümlerin durması çağrısında bulunuyor.
 
Sur’da katledilen 12 yaşındaki Helin Şen'in annesi Nazlı Şen, kızının katledilmesinin üzerinden 5 yıl geçtiğini hatırlatarak acısının hala taze olduğunun altını çiziyor. Evlat acısının dinecek bir acı olmadığını ifade eden Nazlı, Helin için devam eden davaya da değiniyor. Nazlı, önce Helin’in davasının durdurulduğunu, yaptıkları itirazlardan ötürü durdurma kararının kaldırılarak tekrar mahkemeye devam edilmesi kararı verildiğini belirtiyor. 
 
‘Hiçbir anne bizim durumumuzu yaşamaz umarım’
 
Davasından asla vazgeçmeyeceğini vurgulayan Nazlı, “Kızımı öldüren polis ceza alana dek durmayacağım. Bütün bunlar bir yana 5 yıldır Helin olmadan Anneler Günü geçiriyorum. Helin her Anneler Günü’nde erkenden kalkıp gidip bana hediye alırdı. Hiçbir şekilde unutmazdı. Şu an Helin’im yok ve kendimi yarım gibi hissediyorum. Diğer yarım gitmiş gibi hissediyorum. Yaşadığımı bilmiyorum sadece nefes aldığımı biliyorum. 5 yıldır her Anneler Günü biz anneler için ızdıraba dönüşmüş. Hiçbir anne bizim yaşadığımız durumu yaşamaz umarım” diyor.