Cumartesi Anneleri: Hakikat zaman aşımına bırakılamaz

  • 13:03 24 Temmuz 2021
  • Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri 852’nci hafta eylemlerinde gözaltına kaybedilen Hasan Gülünay’ın akıbetini sorarak, AYM’nin vermiş olduğu kararı eleştirdi. Hasan’ın kızı Deniz Gülünay, “Tanıklarımız dinlenmedi” derken, hukukçu Hülya Dinçer ise “Bizler Hasan Gülünay’ın ve gözaltına kaybedilen yüzlerce kişinin akıbeti aydınlatılana kadar hakikat zaman aşımına bırakılmaz demeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. 
 
Cumartesi Anneleri, "Failler belli kayıplar nerede" sloganıyla her hafta düzenledikleri eylemlerinin 852’ncisini koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle online olarak gerçekleştirdi. Eylemde bu hafta 20 Temmuz 1992’de İstanbul’da gözaltına alındıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamayan Hasan Gülünay’ın akıbeti soruldu. 
 
‘Tanıklarımız dinlenmedi’
 
Hasan’ın ailesi adına konuşan kızı Deniz Gülünay, babasının devrimci fikirlerinden ve mücadelesinden ötürü devletin hedefi haline geldiğini, bu yüzden de gözaltında kaybedildiğini dile getirdi. Deniz, babasının failleri ve akıbeti için 29 yıldır mücadele verdiklerini vurgulayarak, “Geçen 29 yıl içerisinde devletin bütün resmi makamlarına başvurmamıza rağmen bize söylenilen tek şey ‘Hasan Gülünay’ın gözaltına alınmadığı’ ve onların da Hasan Gülünay’ı aradığı cevabı oldu. Halbuki babam gözaltında iken onu gören 5 tanığımız vardı. Ayrıca o dönemlerde gözaltında olan bir şahıs da babamın sesini duyduğunu ifade etti. Bunu mahkemede ifade etmemize rağmen tanıklarımız bu zamana kadar hiçbir şekilde dinlenmedi. Etkin bir soruşturma gerçekleştirilmedi. Babamın dosyası 2012 yılında zaman aşımına uğratıldı. Biz zaman aşımını kabul etmediğimizden kaynaklı Anayasa mahkemesine bir dava açtık. Açtığımız dava sonucunda da AYM bir ilke imza atarak ‘Etkin soruşturma yürütülmemiştir’ kararı verdi. AYM’nin ihlal kararına rağmen dosyamız zaman aşımına uğratılarak kapatıldı. Dosyamızın kapatılması bizim için çok fazla bir önem arz etmiyor. Sadece hukuki olarak önümüzü kapatmış sayılırlar. Ama bizler babamı aramaya ve devletten hesap sormaya devam ediyoruz. Babamın katilini yargılamayanlar bugün babamızı aradığımız için bizleri yargılıyorlar. AYM kararına rağmen babamın failleri cezasız bırakıldı” şeklinde konuştu. 
 
 
Galatasaray Meydanı’nda başlatmış oldukları 29 yıllık mücadelelerinin bugün devletin engellemeleri ile karşı karşıya kaldığını söyleyen Deniz, “Engellemeye rağmen Cumartesi Anneleri kayıplarını aramaktan vazgeçmedi. Mücadelemize devam ediyoruz. Türkiye’nin gerçeği olan kayıplarımızın akıbeti ve failleri yargılanana kadar adalet ve hakikat mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Son kaybımızı bulana kadar da mücadele devam edecektir” ifadelerini kullandı. 
 
‘AYM benimsenen zaman aşımı stratejini onaylıyor’
 
Ardından ise İnsan hakları hukukçusu Hülya Dinçer, dosya hakkında değerlendirmelerde bulundu. AYM’nin devletin etkin soruşturma yürütmeyerek yaşama hakkını ihlal ettiği kararı verdiğini belirten Hülya, fakat bu kararın hakikatin açığa çıkmasına katkısı olmadığının altını çizdi. Hülya, AYM’nin dosyanın zaman aşımına uğramasından kaynaklı soruşturmanın yeniden açılmasına gerek olmadığı kararı verdiğini de anımsatarak, şöyle konuştu: 
 
“AYM diğer kaybedilme dosyalarında da aynı yolu izledi. Oysa bu başvuruların tamamında Türkiye’de zorla kaybedilmeler ile ilgili yerleşik yargı politikası doğrultusunda soruşturmalar yıllarca sürüncemede bırakılmış ve dosyalar kasten zaman aşımına sürüklenmişti. AYM’nin zaman aşımını mutlak bir engel olarak kabul eden bu yorumu pek çok açıdan insan hakları normlarına aykırılık taşıyor. Cumartesi Anneleri’nin de ısrarla yinelediği gibi zorla kaybedilme suçu doğası gereği devam eden bir suçtur. Bu suç kaybedilen kişinin bedeni bulunmadıkça ve akıbeti açığa çıkarılmadıkça işlenmeye devam eder. Dolayısıyla devletin gerçeği açığa çıkarma ve failleri cezalandırma yükümlülüğü de aynı şekilde devam eder. Zorla kaybedilme suçuna işlenecek zaman aşımı rejimi bu yüzden olağan zaman aşımından farklı olmak zorundadır. Zaman aşımının mutlak biçimde uygulanması zorla kaybedilen kişilerin ve ailelerinin hakikati öğrenme hakkını, yas tutma hakkını ve etkili bir onarım elde etme hakkını da ihlal eder. AYM zorla kaybetme başvurularında benimsediği yorum Türkiye’de cezasızlığın temel kaynaklarından olan zaman aşımına sürüklenme stratejisini de onaylamak anlamına geliyor. Zaman aşımının amacı ağır insan hakkı ihlallerinin faillerini cezasız bırakmak olamaz, olmamalıdır. Bizler Hasan Gülünay’ın ve gözaltına kaybedilen yüzlerce kişinin akıbeti aydınlatılana kadar hakikat zaman aşımına bırakılmaz demeye devam edeceğiz.”
 
‘Devletin hukuk sistemi içinde bize yer yok’
 
Daha sonra 852’nci haftanın basın açıklamasını kayıp yakını Ayşe Gülen Eyi okudu. “29 yıldır soruyoruz: Hasan Gülünay nerede?” diyen Ayşe, 852 haftadır gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetlerinin açıklanması ve bu insanlığa karşı işlenmiş suçun cezalandırılması için mücadele ettiklerini söyledi. Ayşe, “852 haftadır haykırıyoruz: Gözaltında kaybetmeler söz konusu olduğunda erişilebilir, etkin bir başvuru yolu bulamıyoruz. Yurttaşlar olarak bize yaşatılan ağır hak ihlallerini telafi edebilme imkanına sahip değiliz. Devletin hukuk sistemi içinde bize yer yok” diye ekledi. 
 
Ayşe, ardından Hasan Gülünay dosyasına ilişkin şu bilgileri paylaştı: 
 
“32 yaşındaki dört çocuk babası Hasan Gülünay, İstanbul’da yaşıyordu. 1992 yılının mayıs ayında Artvin İl Jandarma Alay Komutanlığı'nda işkence ile öldürülen Ali Ekber Atmaca'nın üzerinde İstanbul’da aynı mahallede yaşadığı Hasan Gülünay’a ait ehliyet bulunmuştu. Bu nedenle polis kayıtlarına geçti. Eşine bir süredir polis tarafından takip edildiğini söyleyen Gülünay, 20 Temmuz 1992 günü Tarabya’daki evinden işyerine gitmek üzere çıktı ve bir daha geri dönmedi. Başvurdukları savcılık ve İstanbul Emniyeti aileye, Hasan’ın gözaltında olmadığını, arandığını söyledi. Ancak aile memleketlileri olan bir üst düzey emniyet yetkilisinden “Hasan Gülünay sağ, içeride işkence yaraları iyileştikten sonra gözaltına alındığını açıklayacaklar” bilgisini aldı ve bu bilgiyi kamuoyuna duyurdu.
 
Gözaltında sesini duyurmaya çalıştı
 
Ayrıca 17-23 Temmuz tarihleri arasında İstanbul Emniyeti’nde sorguda olan bir kişi, işkence gören bir şahsın ‘Ben Hasan Gülünay beni gözaltında kaybetmeye çalışıyorlar!’ diye bağırdığına tanık olduğunu açıkladı. İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 18.7.1992 tarihinde başlatılan bir operasyonda gözaltına alınan kişiler emniyet görevlilerinin Hasan Gülünay’ın da orada bulunduğuna dair beyanları olduğunu söylediler.
 
Kayıp değil aranan kişi!
 
Dönemin İçişleri Bakanı İsmet Sezgin, Gülünay’ın akıbetine yönelik soru önergesine verdiği cevapta ise Gülünay’ın kayıp değil, polis kayıtlarına göre aranan kişi olduğunu belirtti. Aile ve tanıkların beyanlarının güvenlik güçlerini karalamaya yönelik asılsız iddialar olduğunu söyledi.
 
Soruşturmada deliller toplanmadı
 
Yıllarca kampanyalar yürüten, tüm resmi mercilere başvuran, İçişleri Bakanı ile görüşen, konuyu TBMM’ye taşıyan aile bir sonuç alamadı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı olayla ilgili delilleri toplamadan, tanıkları dinlemeden ve etkili bir soruşturma yürütmeden, 20 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle 31.10.2012 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdi. Karara yapılan itiraz, dosyanın insanlığa karşı suç kapsamında değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedildi.
 
AYM kararı
 
Bunun üzerine 08.04.2013 tarihinde Anayasa Mahkemesi’ne başvuruldu. İnsan hakları örgütleri, AYM’ye Hasan Gülünay dosyası ile ilgili zorla kaybetme suçunun insanlığa karşı suç olarak tanınması ve zamanaşımına tabi olmaması yönünde görüş sundular.
 
Anayasa Mahkemesi, 21 Nisan 2016’da ‘yaşam hakkı kapsamında etkili soruşturma yürütme yükümlülüğünün ihlal edildiğine’ hükmetti. Ancak ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın yeniden soruşturma yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmesine zamanaşımı nedeniyle yer olmadığına karar verdi. AYM verdiği kararla, zorla kaybetmelerle ilgili insiyatif alarak etkili bir çözüm sunamayacağını itiraf etmiş oldu. İç hukuktan sonuç alamayan aile AİHM’e başvurdu.”
 
‘Vazgeçmiyoruz’
 
“Gözaltında kaybedilişinin 29’uncu yılında kamu otoriteleri Hasan Gülünay’ın akıbetini ve sorumluları ortaya çıkarmak için etkili bir soruşturma yürütmedi” diyen Ayşe, Hasan Gülünay’ı emniyette sorguda gördüğünü söyleyen tanıklar dinlemeden, yalnızca güvenlik güçleri tarafından verilen bilgiler esas alınarak kapatılan soruşturmaların etkin ve tarafsız yürütülmediğini vurguladı. Yargı makamlarının, insanlığa karşı işlenmiş bir suçta zamanaşımı kurallarının uygulanmasını hukuka aykırı bulmadığı ifade eden Ayşe, “Devlet, Gülünay dosyası üzerinden kayıp yakınlarına bir kez daha ‘Sizin için adalet yok!’ mesajı verdi. Kaç yıl geçerse geçsin; Hasan Gülünay için, tüm kayıplarımız için, adalet istemekten, devletin hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 153 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diyerek sözlerini noktaladı.